Ayfer Tunç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ayfer Tunç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ara 2015

Ayfer Tunç - Suzan Defter

“Okyanusun içinde kendi soluğunu tüketerek kaybolan bir denizaltıdır ev, canlılar geçer pencerenin önünden, su götürür yeryüzünü.” (s.26)

“Ayrılmak bir solucanın ikiyi bölünmesi gibidir, her iki parça ayrı ayrı yaşamaya devam eder, bir zamanlar tek parça değilmiş gibi, tanımaz birbirini parçalar.” (s.26)

“Yaşamak, her şeye rağmen bir iz bırakmaktır yeryüzünde.” (s.26)

“Keşke biraz daha kalsaydım. Keşke yarın gene geleceğim deseydim. Gene geleceğim, çünkü sizi kendime benzettim. Sizi ve kendimi suda yüzen yağ damlasına benzettim. Kendine benzeyen bir damla arayan ve bir türlü suya karışamayan iki yağ damlası.” (s.37)

“-Ama sonunda kaybeden siz olmuşsunuz.
  -Kayıp mı? Kaç kişi böylesine sevebilmiştir dünyada?
  -Ama kucağında bir kucak korla kalan siz olmuşsunuz.
  -İyi ya boş değildi kucağım.
  -Ama yandınız, kül oldunuz.
  -Ama vardım, kül bunun kanıtı.” (s.104)

“Belki de bir türlü yaşamadığımız için bu kadar büyüdü aşk. Aslında kısa bir şeydi, zamana yayıldı.” (s.116)

24 Nis 2015

Ayfer Tunç - Dünya Ağrısı

“Hikayeler insanı kendi kuyusundan çıkarır, başkalarının kuyularına atar.” (s.12)

“Yaşamanın bir sebebi yok. Sebebi biz uyduruyoruz. Yaşamak bu demek, hayat denen bu şeyi sürdürebilmek için sebep yaratmak.” (s.105)

“Gözler ruhun dünyaya girip çıktığı yer.” (s.158)

“İntihar insanın elindeki büyük fikirlerden biridir.” (s.228)

“Dünyada dünya ağrısını dindirebilecek bir yer var mı? Yok. Dünyanın kendisi ağrı.” (s.237)

“Yakın diye bir şey yok. Yakınlık ya da her ne ise insanları bir arada tutan şey, kelimelerle, hareketlerle, öğrenilmiş duygularla imal edilmiş, zayıf bir bağ, hiç beklenmedik bir anda kopuyor.” (s.292)

4 Ağu 2014

Ayfer Tunç - Yeşil Peri Gecesi

“Ben kendimi aşkın içinde kaybedemezdim. Ben kendimi hayatın içinde kaybederdim. Aşık “gibi” bir şey olurdum, bir şey işte... aşığa benzeyen, aslında değil.” (s.17)

“Sevginin kesintisiz bir şey olduğuna inanmıyordum. Sevgi doğuyordu, sonra bir gün ölüyordu. Ölünce hiç doğmamış gibi oluyordu.” (s.18)

“Mağdur ve romantik görünmek hoşuma gidiyordu. Bu benim tabiatımdı. Aynı zamanda silahımdı. Ama her defasında kendimi vuruyordum.” (s.22)

“Şiir bana dokunuyordu. Daha doğrusu hayatımı sabitliyordu, acıyı daha derinden hissetmeme neden oluyordu.” (s.37)

“İnanamadıktan sonra güzel sözlerin bir anlamı olmuyordu.” (s.56)

“Olmayan şeyler imparatorluğuydu dünya.” (s.114)

“Kalp kalbe karşı değildir, sadece bazı kalpler bazı kalplere karşıdır.(o da her zaman değil)” (s.183)

“Özetle yaşamak bir denge meselesidir. Birine aşırı bağlanmak dengesizliktir.” (s.185)

“Duygular andır, gelir geçer. İnsansak eğer, bir duygundan bir duyguya geçeriz. Her birinde sonsuza kadar kalacağımızı sanırız. Aşk mı? Hiç bitmeyecek ki... Ölüm mü? Hiç gelmeyecek ki... Ömür boyunca defalarca doğar ve ölürüz.” (s.281)

“Nasıl yapabiliyor? Yapıyor işte. Olmamış gibi yapabilenlerin dünyası bu, benim değil. Ben yapamıyorum. Ben sosyal bukalemun olamıyorum. Bulunduğum kabın şeklini, bindiğim dalın rengini alamıyorum.” (s.344)

“Biz dedi gene, içimde iyi bir şey esti. Bir şişe şarap açtı, kan kırmızı, buruk.” (s.359)

“Niye olmasın? Aşk bir mucize ise gerçekleşebilir.” (s.400)

“Sibel Hanım sana aşık olsa tiramisu yapar babacım, çorba değil. Böyle olur bu işler. Kendimden biliyorum. Ben hep öyle yaptım. Aşık olduklarıma tiramisu, acıdıklarıma çorba yaptım.” (s.407)