İhsan Oktay Anar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İhsan Oktay Anar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 May 2017

İhsan Oktay Anar - Puslu Kıtalar Atlası

“Kendi payıma ben dünyayı rüyalarımla keşfetmeye çalıştım.” (s.55)

“Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. Dünyaya olan kayıtsızlıkları bazen o kerteye varıyordu ki, kendilerine altın ve gümüşten, zevk ve sefadan, lezzet ve şehvetten bir alem kurup, keder ve ızdırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin vermiyorlardı.” (s.90)

“Her insan şu ya da bu şekilde dünyayı okumalıydı.” (s.91)

"Ateş dediğimiz güç nasıl ki odunla beslenirse akıl da bilgiyle beslenir." (s.152)

''Düşündüğüm için ben var değilim, sizler varsınız. Sizler benim zihnimdeki düşüncelerden ibaretsiniz.'' (s.190)

“Sana karşı hissettiklerimi anlatmama imkan yok. Bir duygu, anlaşılamıyorsa, duygu değildir zaten.” (s.216)

“Ah! Keşke dünyayı da senin gibi seyredip, senin ona baktığın gibi bakabilseydim! Oysa ben ona bir güç malzemesi olarak bakıp onda kendi karanlığımı gördüm.” (s.217)

"Hoşçakal sevgili, biricik düşüm.” (s.237)

4 Ağu 2015

İhsan Oktay Anar - Galîz Kahraman

“Hislerini daha şatafatlı hale sokmalı, yani şiir yazmalıydı.” (s.18)

“Mesela biri, Allah’ın dağında bayırında çift sürüp ekip biçse, mahsul onun olurdu. Ama Allah gecinden versin, vefat ettiğinde araziyi miras bırakamazdı. Çünkü vefat ettiğine göre, sahipsiz kalan arazi artık var olmayan birine değil, herkese ait olurdu. İşte bu araziyi, sağlığında çoluk çocuğuna da devredemezdi. Çünkü mülkiyet, tıpkı hürriyet gibi, devredilemez ve vazgeçilemez bir haktı.” (s.42)

“Hakikat, insanın yürüdüğü zemindi. Eğer ayakları bu zemine basmıyorsa, insanın kafasındaki plana hayal denirdi.” (s.133)

“Kendisinin nerede bitip, dış alemin nerede başladığını bilmediğinden, acı çeken ya da sevinen birini gördüğü vakit en az onun kadar acı veya sevinç duyuyordu.” (s.164)