Ursula K. Le Guin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ursula K. Le Guin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 May 2014

Ursula K. Le Guin - Lavinia

“Spartalı Helen gibi bir savaşa neden oldum. O, onu isteyen erkeklerin kendisini almasına izin vererek savaşa neden olmuştu. Ben ise alınıp verilmeyi kabul etmediğim, kendi erkeğimi ve kaderimi kendim seçtiğim için savaşa neden oldum. Seçtiğim erkek ünlüydü, kaderse belirsiz; hiç de fena bir denge değil.” (s.14)

“Birbirimizi anlamamızı sağlayan ölüm değil, şiir.” (s.15)

“Bir şair bile bütün hakikati söyleyemez.” (s.20)

“Bakireliğim benim yuvamdı, içinde kendimi rahat hissediyordum. Tehditlerden uzak ve huzurlu. Hiçbir erkek yüzümün kızarmasına sebep olmamıştı.” (s.29)

“Bir erkek, babamın evinden daha iyi nereye götürebilir beni?” (s.51)

“İhtiyaç ve aşk bile kederi yenemez Lavinia. Aeneas’ın kaderini, ne yapması gerektiğini bilme ve bunları yapma yeteneği vardı. İhtiyaca rağmen. Aşka rağmen.” (s.64)

“Yüreğimizdeki bu ateşi yakan tanrılar mı, yoksa her birimiz derin arzularımızı tanrı haline mi getiriyoruz?” (s.74)

“İnsanın yapabileceği bütün yanlışlar yapıldı.” (s.94)

“-Savaş olmazsa kahramanlar da olmaz.
  -Ne zararı olurdu ki?
  -Ah Lavinia, tam kadınlara layık bir soru.” (s.137)

23 Nis 2012

Ursula K. Leguin - Kadınlar Rüyalar Ejderhalar


“Büyümek benim yıllarımı alan bir süreç oldu; bu süreci otuz bir yaşımda tamamladım - ne kadar tamamlanabilirse; o yüzden de çok önemsiyorum. Çoğu genç de önemser. Ne de olsa esas işleri budur: Büyümek.” (s.22)

“Yetişkin bir insan ölü bir çocuk değil, yaşamayı başarmış bir çocuktur.” (s.29)

“Kötülük, eğer insan gibi yaşamak istiyorsak, bütün yaşamımız boyunca karşılaşacağımız, yeniden ve yeniden hesaplaşacağımız, ve kabul edeceğimiz ve birlikte yaşayacağımız acılar, azaplar, yazıklar, kayıplar ve adaletsizliklerdir.” (s.40)

“Tek başına çıkılan büyük ego yolculuğu olarak şiir, sanatın bir versiyonudur yalnızca; aynı derecede zevkli ve zorlu olan başka versiyonlar da vardır.” (s.51)

“İnsan olmak arzusuyla, olduğuma dair bir ipucu aradım ben de ama insan olmanın yolu bir silah yapıp can almaktan geçiyorsa, belli ki ben ya son derece defolu bir insandım, ya da insanlıktan hiç nasibimi almamıştım.” (s.54)

“Kitap sözcükleri tutar. Sözcükler şeyleri tutar. Anlamları taşır. Roman, şeyleri birbirleriyle ve bizimle belirli ve kuvvetli bir ilişki içinde tutan bir ilaç bohçasıdır.” (s.56)

“Açık konuşalım yazarlar egoisttir. Tüm sanatçılar öyledir. Yazarlar, yazar hayatının yalnızlığı üstüne sızım sızım sızlanıp kendilerini ses geçirmez odalara kapamaya ya da daha iyi sızlanmak için barlara takılmaya bayılırlar. Ancak yazmanın büyük bölümü yalnızken yapılsa da, inanıyorum ki aslında tüm sanatlar gibi o da biz izler kitlesi için yapılır. Yani, bir izler kitlesiyle birlikte yapılır. Tüm sanatlar gösteri sanatıdır; yalnızca bazıları bu konuda daha sinsidir.” (s.63)

“Eğer biz bakmayı bırakırsak, dünya kör olur. Eğer biz konuşmayı ve duymayı bırakırsak, dünya sağır ve dilsiz olur. Eğer düşünmeyi bırakırsak, düşünce olmaz. Eğer kendimizi yok edersek, bilinci yok ederiz.” (s.81)

“Biz tekil kişiler olarak, ruh olarak, birer birer yaşarız. Kişi, tek bir kişi olarak. Ortaklık, umut edebileceğimiz en iyi şeydir. Ve ortaklık çoğu kişi için dokunmak demektir: elinizin bir başkasının eline dokunuşu, birlikte yapılan iş, birlikte çekilen kızak, birlikte edilen dans, beraber dünyaya getirilen çocuk. Biz sadece tek bir vücuda ve iki ele sahibiz. Bir çember oluşturabiliriz, ama bir çember olamayız. Çember, gerçek toplum, tekil vücutlardan ve tekil ruhlardan oluşur. Aksi halde, tam anlamıyla oluşamaz.” (s.81)

“Romanın önemli bir sanat olduğunu düşünüyorum, çünkü ekmekten başka neyle yaşadığımızdan bahsediyor.” (s.83)

“Hiçbir şey acı kadar kişisel ve paylaşılamaz değildir.” (s.89)

“Bir çoklarımız için özgürlük, aşktan daha iyi bir koca” (Lu Alcott) (s.97)

20 Mar 2012

Ursula K. Leguin - Mülksüzler

“Bütün duvarlar gibi iki anlamlı, iki yüzlüydü. Neyin içeride, neyin dışarıda olduğu, duvarın hangi yanından baktığınıza bağlıydı.” (s.9)

“Ne kadar insan varsa, o kadar değişik duygu vardı.” (s.11)

“Ölmek, kendini yitirmek ve diğerlerine katılmaktır.” (s.13)

“Konuşma paylaşmadır, birlikte yapılan bir sanat.” (s.31)

“İnsanın sevmediği bir işi yapması ahlak dışı değil miydi? İşin yapılması gerekiyordu ama bir çok insan nereye gönderildiklerine pek aldırmıyor ve sık sık iş değiştiriyordu; aslında gönüllü olmaları gerekirdi.” (s.47)

“Sahip olmak yanlıştır, paylaşmak doğrudur.” (s.48)

“Acı çekmek bir yanlış anlamadır.” (s.56)

“Şu acıyı, bu acıyı dindirebiliriz, ama Acı’yı dindiremeyiz. Bir toplum ancak toplumsal acıyı –gereksiz acıyı- dindirebilir. Gerisi kalır. Kök, gerçek olan.” (s.57)

“Düşüncenin doğasında iletilmek vardır: yazılmak, konuşulmak, gerçekleştirilmek. Düşünce, çimen gibidir. Işığı arar, kalabalıkları sever, melezlenmek için can atar, üzerine basıldıkça daha iyi büyür.” (s.67)

“Bir hırsız yaratmak için, bir sahip yaratın; suç yaratmak istiyorsanız, yasalar koyun.” (s.122)

“Eğer bir şeyi bütün olarak görebilirsen, hep güzelmiş gibi görünür. Gezegenler, yaşamlar… Ama yakından bakıldığında, bir dünya yalnızca toz ve kayadan oluşur. Günden güne yaşam daha da zorlaşır, yorulursun, ritmi kaçırırsın. Uzaklığı ararsın, ara vermeyi. Dünyanın ne kadar güzel olduğunu görmenin yolu, onu ay gibi görmekten geçiyor. Yaşamın ne güzel olduğunu görmenin yolu ölümün bakış açısından bakmaktan geçiyor.” (s.165)

“Zamanın geçtiğini, önümüzden akıp gittiğini düşünürüz. Ama ya biz öne doğru, geçmişten geleceğe, sürekli yeniyi keşfederek gidiyorsak? Böyle bir zaman akışı, biraz kitap okumaya benzerdi, anlıyor musunuz? Kitap orada, tümüyle kapağının içinde. Ama öyküyü okumak ve anlamak istiyorsanız, ilk sayfadan başlamalı, sonra ilerlemeli, hep sırayla gitmelisiniz. Böylece evren çok büyük bir kitap, biz de onun çok küçük okuyucuları olurduk.” (s.191)

“Birbirini öldüren ülke adları değil, insanlar.” (s.195)

“Yirmi yaş dolaylarında öyle bir an vardır ki; yaşamının geri kalan kısmı boyunca ya herkes gibi olmayı ya da farklılıklarını erdeme dönüştürmeyi seçmen gerekir.” (s.214)

“Vermediğiniz şeyi alamazsınız, kendinizi vermeniz gerekir. Devrim’i satın alamazsınız. Devrim’i yapamazsınız. Devrim olabilirsiniz ancak. Devrim ya ruhunuzdadır ya da hiçbir yerde değildir.” (s.256)

“İnsanı canlı tutan bir yerden ötekine dolaşmak değil, zamanı kendi yanına çekmek. Zamanla birlikte çalışmak, zamana karşı değil.” (s.264)

“Devrim, düşünen bir akılda başlar.” (s.283)

“Hiçbir şeye sahip olamazsınız. Hele şu ana hiç sahip olamazsınız, eğer onunla birlikte geçmiş ve geleceği de kabul etmezseniz. Yalnızca geçmişi değil, aynı zamanda geleceği de, yalnızca geleceği değil, aynı zamanda geçmişi de! Çünkü onlar gerçek, şu anı gerçek kılan, yalnızca onların gerçekliği.” (s.297)